18 Aralık 2011

deplasman haktır !



Deplase Keyifler programının hazırladığı Galatasaray - Fenerbahçe derbisine ait Yalnız Derbi isimli video. Böyle bir enfeslik, böyle bir şahanelik yok.. 

Ayrıca deplasman bir haktır! Kimse kimsenin elinden bunu alamaz, almamalıdır, hiçbir yönetim organının buna hakkı yoktur ve olmayacaktır!

din toplumları sadece felakete taşır


ne kadar ıkınılsa da ne kadar sıkılınılsa da değişmeyecek olan gerçektir.

- m.ö. 3. yy. - `iskenderiye kütüphanesi`. insanlık tarihinin en büyük yapıtlarından birisiydi. oradaki bilgiler, orada gençlere verilen eğitimler, buluşlar ve insanlığın aydınlanması, bu bilgilerin yakılıp yıkılması nasıl gerçekleşti? not: m.ö. 3 yy. kütüphanenin kurulma tarihidir. yıkılma tarihi değil.

cevabı basit. hıristiyanların gelip kütüphaneyi yakmasıyla, paganları öldürmesiyle. iskenderiyeli `hypatia`'yı bilir misiniz? bilmiyorsanız araştırın. bilim kadınlarının din adı altında öldürülmesinin başlangıçlarındandır.

- hıristiyanların yayılırken paganları öldürmesi, yahudilerle savaşması, insanların birbirlerine kırdırılması bir başka gerçektir.

- müslümanlık yayılırken, güya sözde kafirlere karşı yapılan büyük savaşlar, yüzlerce, binlerce insanın din uğruna, bir dinin yayılması uğruna savaştırılarak öldürülmesi.

- din adına, yıllarca müslümanların ve hıristiyanların `haçlı seferleri`ni örnek verebileceğimiz savaşları.

- müslümanlık adına, kadınların kapattırılması, yaşam standartlarının yok edilmesi, insanların taşlanması, `recm`, elinin, ayağının kesilmesi gibi rejimlerin insanlara uygun görülmesi.

- yıllarca `cadı avı` denilen katliamlarla bilim yolunda az biraz sesini çıkarmış kadınların bunlar cadı denilerek hıristiyanlar tarafından öldürülmesi.

- yahudilerin, böyle yazıyor böyle olacak diyerek, yıllardır ortadoğuya savaşı taşıması, sadece ve sadece insan ölümünü yaşatması.

- sırf karşısındakiler müslüman diye gerçekleştirilen acı `sırp katliamları`.

- avrupa'nın müslüman diyerek ortadoğu'ya özgürleşme adı altında enerji çıkarları uğruna bombalar yağdırması. sürekli bir kin ve nefret beslemesi.

- aynı şekilde müslüman coğrafyasının, batıya karşı olan öfkesini, terör saldırılarıyla göstermeye çalışması, masum insanları katletmesi ve bunu haklı bir uğraş için yapıyor gibi rol kesmesi.

- `sabra ve şatilla katliamları`..

- hıristiyanlık baskısı yüzünden uzun yıllar boyunca geri kalmış bir avrupa'nın `reform` ve `rönasans` sonrasında dini egemenliği yıkıp, bugün bilim merkezi gelmesinden daha güzel bir örnek olabilir mi peki?

ve akla gelmeyen onlarca, yüzlerce, binlerce daha örnek..

hepsi dini yaymak ve yaşatmak uğruna, korumak ve bekçiliğini yaymak uğruna, insanlığın öldürüldüğü olaylardır. hepsi ama hepsi dinin toplumlar için sadece ölüme, açlığa, sefalete, yoksulluğa ve düşmanlığa neden olduğunu gösteren bir kavram olduğunu kanıtlamaktadır.

yani din toplumların afyonudur demek çok ama çok hafif bir eleştiriden ibarettir oysa ki..

ama tabii bunları kavrayacak kafa nerede. adam hurmanın konuştuğuna inanıyor amk. sen burada ne anlatıyorsun buna. okumayacak bile yarısını işine gelmediği için. içinden basacak küfürü geçecek.

Agnostisizm


saygı ve sevgi evet ama açık konuşmak gerekirse, ateizm, deizm, ve hatta teistliğin yanında bile saçma sapan kalan olgudur.

bir teistin yaklaşımı bellidir. kesin ve net olarak bir yaratıcıya, bu yaratıcının kitaplar ve peygamberler gönderip belli ritüeller eşliğinde kendisine ibadet edilmesi istendiğine inanır. tanrı inancını, olup olmadığını hiçbir şekilde sorgulamaz bile. ancak tanrının varlığını kendince farklı farklı kaynaklarla ortaya koymaya, bir şekilde ispat etmeye çalışır.

bir deistin de yaklaşımı bellidir. teist birinin inandığı tanrı kavramından çok daha farklı bir tanrı kavramını benimser. ne kitaplara ne dinlere ne de peygamberlere inanır. ortadan kaldırılan bu kavramlar neticesinde, evrenin yaratılışını ve mantığının yetmediği noktalarını bir şekilde tanrı kavramına bağlamayı tercih eder. ateistlerin romantik versiyonudur bana kalırsa.

aynı şekilde ateist yaklaşım da bellidir. aynı deistler gibi dini, peygamberleri ve kitapları reddeder. ancak bunları reddettiği noktada, ve henüz karanlıktan aydınlığa çıkarılamamış noktalarda bir yaratıcı kavramına sığınmaz. bilimin henüz aydınlatmadığı gerçekler olarak kabul eder bu olguları. tanrı varlığının olmadığını ortaya koyacak ispatlar bulur. tanrı varlığını ortaya koyduğunu sanan teistlerin ispatlarını çürütür.

gelelim agnostik yaklaşıma. yani bilinemezcilik.

tanrı yoktur veya vardır demez agnostik yaklaşım. tanrı'nın varlığı veya yokluğu tartışılamaz der. ortaya hiçbir zaman tartışmak için yeterli kanıt konulamaycağını söyler. işte bu noktada, bu kadar farklı görüş açısından bana kalırsa en yanar dönerli ve tutarsız olan bilinemezciliktir.

zira tanrının varlığı tartışılabilir. bir teist, bir ateist ve kendi inandığı tanrı yönünde bir deist ortaya kendi bulgularını koyabilir. bunlar çürütülebilir. konuşulabilir ve hatta ispatlar üzerinden sonuçlara varılabilir. işte bu noktada, tartışılamaz ve bilinemez demek, tamamen kolaya kaçmaktır.

ayrıca bilinen bir gerçek vardır ki agnostik yaklaşımın yakın olduğu taraf teizmdir, ateizm değil. nasıl ki deizm için yakın olduğu taraf ateizmdir diyebilirsek. ancak unutmamak gerekir ki dördü de birbirinden çok ama çok farklıdır.

11 Aralık 2011

Galatasaray - Fenerbahçe [3-1] Maçtan Akılda Kalanlar..

Türkiye'de hayatın durduğu, iki takımdan birini tutmasa bile herkesin ilgili kesildiği bir maçtır, derbidir Galatasaray - Fenerbahçe maçları. Küçümsemeye çalışan kıt kafalılar olsa da, bu sonucu hiçbir zaman değiştirmez, dünyanın en büyük derbilerinden, en köklü derbilerinden birisidir bu derbiler.

7 Aralık 2011 tarihinde Türk Telekom Arena'da bir yenisine şahit olduk. Galatasarayım uzun süredir hiç olmadığı kadar mükemmel bir oyun ortaya koydu. Öyle ki dakikalar 18'i gösterdiğinde fener kalesinde 5 net gol pozisyonu vardı bile.

Kendi sahanda oynarken çirkeflik yapmayıp, sadece çıkıp futbolunu oynayarak, rakip nasıl yenilir, hatta sahadan silinir görmüş oldu suyun diğer tarafındakiler böylece. Her şükrü saraçoğlu macerasında, maç öncesi ısınmalardan başlayan pislikler ve atılan maddeler ile yaşanan çirkeflik kaosu düşünülünce, hem futbol dersi hem de adamlık dersi verdi Galatasaray fenerbahçe'ye.

Sonuç olarak, yine derbi şansı yanımızda değildi. Bu kadar ezici oyuna rağmen elimizden 3-1 kurtulan fener için artık bank asya'ya giderken bir tekme de biz vurduk demekten başka bir şey kalmıyor elimizde. Zaten açık olan bir şey var ki derbiden günler önce dedik, önce uefa koydu, sıra bizde diye.. Sözümüzü tuttuk.

Bu arada maçın çok kahramanı var ancak Gençlerbirliği maçında takımı kurtaran golü atan Eboue'ye maçtan sonra Eboue'den fener ile ilgili aldığımız sözü, Eboue'nin yerine getirmesi de büyük delikanlılıktı. Attığı golün ardından kafalarda hep bir soru işareti kaldı: yobo nereye gidiyor? Bir önceki derbi olan Beşiktaş derbisinde çarşı denilen reklam ajansı mensuplarının Eboue'ye karşı gösterdikleri ırkçı tutumlarını düşünüce, Eboue'nin herkese kapakları taktığını görüyoruz.

Eh madem maçın öyküsü kısaca geçti, maçtan akılda kalanlar gelsin şimdi de. Önce videolar:


Bu mükemmel videoyu hazırlayan JOhan_PRD'ye çok teşekkürler bu arada. Kendisini takiplemek ve diğer harika videolara ulaşmak için: Johan_PRD Twitter



Bu video da hepimize bu maçın nasıl bir maç olduğunun özetidir.




Bu mükemmel koreografide emeği geçen herkese de teşekkürü borç biliriz.

Bu zevkin üzerine parası neyse verelim, fener ara ara yine gelsin lan.


21 Kasım 2011

çarşı adamlığa karşı

taraftar grubu dediğin kavram elbet kendini önplana çıkarmaya çalışacak, az biraz da olsa adını duyurup reklamını yapmaya çalışacaktır ancak türkiye'de çok değişik bir taraftar grubu profili ile karşı karşıyayız:

çarşı.

mübarek taraftar grubu değil reklam ajansı terk.

yaptıkları her şeyde, reklam olma havası güden, basın tarafından pohpohlanmak için yırtınan, varsa yoksa adımızı duyuralım gerisi önemli değil diyen, bu sayede de futboldan zerre anlamayan adamlar tarafından çogiyi ilan edilmiş olan taraftar grubudur çarşı. ötesi değil.

daha düne kadar, endüstriyel futbolun karşısında, emekçi gibi takılma pozları veren çarşının bu kolpalık hikayesi için çok eski örneklere gitmeye gerek yok. yeter yıldırım demirören yeter diye stadı inleten çarşı, guti, quaresma, simao gibi 3-5 yıldız transferiyle tüpçü başkanlarına birden tapar hale geldiler.

yıldız sevdası nedeniyle duruşu güya çok belli olan çarşı, bununla da yetinmedi, ibrahim üzülmez gibi yıllarca bu takıma emek vermiş olan kaptanlarının hiç uğruna harcanmasına, futbol hayatının bitirilmesine sesini çıkarmadılar. sonra o kaptanlık pazubandını q7'ye, guti'ye takıp büyük kaptan naraları attılar. emekçi çarşı buraya kadar.

mağara gibi kapalı bir atmosfere sahip olan tribünlerinin ambiyansının ekmeğini yıllarca yediler, harika bağırma rolleri üstlendiler, sesimiz çok çıkar dediler, ondan sonra galatasaray taraftarı derbide desibel rekorunu ele geçirince susuverdiler. bağırırız, destek oluruz naraları atanlar, sahaya çakmak atmaktan bağırmaya fırsat bulamadı.

yardımsever (!) çarşı, son olarak van depreminin üzerinden geçen süreye rağmen, galatasaray maçında üstlerini çıkararak van'dakilerin yanındayız mesajı verdi yerseniz. tabii van'daki deprem sadece fenerbahçe ve galatasaray maçlarında hatırlanıyor sanırım. fenerbahçe maçında sahaya atkı atarak destek verdiklerini söyleyenler, sonra da galatasaray maçında soyunanlar, neden aradaki sivasspor maçında bu desteklerini vermediler de, galatasaray maçına ertelediler bu işi? daha çok basın mensubu olur, daha çok fotoğraf çekilir diye mi?

ha bir de, ırkçılık muhabbetleri var. maç içerisinde rakibe karşı çirkef oynamamış, hakeme tükürmemiş, kimseye saldırmamış olan bir eboue'nin kafasına şişe atmalar, çakmak yağdırmalar vs vs vs.. bir de üzerine adama maymun diyerek ırkçılık gösteriler yapmalar.

çarşı ırkçılık yapmaz diyenler önce bir durup düşünsün. diyarbakırspor maçında teröristler dışarı, sivasspor maçında sivas ayılarının istanbulda ne işi olur diye bağıranlar, bugün de eboue'ye maymun diyerek bağırmışlardır. onlar için normaldir, kimse şaşırmasın. ancak bu kadar ülke vatandaşı, çarşıyı bu kadar tinerci haliyle kabul ediyorsa, çarşı'nın da ırkçılık yapmaması lazım. ayıboluyor.

ha müthiş taraftar grubunun, galatasaray maçında maçın içine sıçarak kendi takımlarını olası bir galibiyetten etmelerini saymıyorum bile. müthiş olduklarından ötürü olsa gerek. bütün takımı tribüne çağırıp, analarına avratlarına küfür eden bir taraftar grubunun bunu yapması hiçbir şey.